Şike iddialarının ortaya çıktığı ilk günlerde Fenerbahçeli dostlarım.
“Aman küme düşmeyelim de ne kadar puan cezası verirlerse versinler.” Diyorlardı.
Küme düşmeyi istememenin başında “bu lekenin silinmez izlerini tarihe yazmamak” geliyordu.
Yıllarca “şikeciler” damgasını çok haklı olarak taşımak istemiyorlardı…
Fenerbahçe yöneticileri, Federasyon başkanına
“Aman bize biraz zaman tanı hemen karar vermeyin” ricasında bulunuyor, ellerindeki futbolcuların bazılarını satıyorlardı.
İyi bir Fenerbahçeli olan TFF Başkanı Fenerbahçe’ye devamlı tavizler veriyor. Kapalı kapılar arkasında Fenerbahçe’ye elinden gelen yardımda bulunuyordu.
Çok kısa zamanda TFF’nin hiçbir şey yapmama niyeti anlaşılmaya başlandı.
Yıllarca “Biz ayrı bir Cumhuriyetiz” diyecek kadar mağrur olan, Fenerbahçe taraftarı, bu kadar aşağılanmayı kaldıramazdı.
“Biz Şikeci değiliz” diye yüksek sesle bağırmaya başladı.
Aslında işin gerçeği onları ilgilendirmiyordu.
Taraftar üzerinde leke, rakiplerinin ağzına “çiklet olmak” istemiyordu.
Fenerbahçeli taraftarlardan “kulüplerine inanılmaz” bir destek başladı. Kulübün formaları yok satıyor, gözaltındaki Başkanlarına “müthiş destek” oluyorlardı.
Bu Türkiye’de görülmemiş bir destekti. Fenerbahçe taraftarları, bir takıma kayıtsız şartsız nasıl destek verileceğini tüm Dünyaya gösterdiler.
Seyircinin ateşlemesiyle Aziz Yıldırım taktik değiştirdi.
“58. Madde değişmesin. Biz 1 puan bile sildirmeyiz” diye yazı yolladı. Aslında amaçı çok açıktı.
“Beni düşürecekseniz yanımda 6- 7 takım daha düşüreceksiniz”
O gün şaşıran Fenerbahçeli yöneticiler “Bu Kulüp kararı değil, 58. Madde kalksın” derlerken, Aziz Yıldırımdan gelen “fırça” üzerine ağız değiştirdiler. Taktikleri Aziz Yıldırım veriyordu. Yönetim de kayıtsız şartsız Başkanlarını dinliyorlardı.
Fenerbahçeli TFF Başkanı da Fenerbahçe’yi düşüren Başkan olmamak için çok uğraşıyordu ama artık Fenerbahçe’nin isteği değişmişti.
“58.maddeyi (sıkıysa) uygula”
Fenerbahçe’nin söylediği buydu ama demek istediği farklıydı…
“Bakın 58. Maddeyi uygulama şansınız yok. Başta BJK olmak üzere bu kadar takımı düşüremezsiniz. Bizim hakkımızda kararı yargı karar verdikten sonra verin. Evet biliyoruz bu durumda UEFA Türkiye ye ceza verir. Valla biz Avrupa’ya gitmiyorsak kimse gitmesin…”
İşte bundan dolayı fol yok yumurta yokken Yıldırım Demirören.
“3-5 sene Avrupa ya gitmesek ne olur” dedi.
Etekleri tutuşan Yıldırım Demirören şimdi TFF başkanı olarak Fenerbahçe’yi (Dolayısıyla Beşiktaş’ı) kurtarma peşinde…
Fenerbahçeli yöneticileri Televizyonda hayretle seyrediyorum.
“Harikalar” demek bile az kalır “Süperler…”
Seyredenlerde “Vah vah vah Fenerbahçe’ye yazık ediyorlar” dedirten konuşmalar yapıyorlar.
Söylenenlerin çoğu demogoj, olayları çarpıtmak ama kimse kızmasın… Onların görevi kulüplerini kurtarmak…
Sizin oğlunuz kötü bir şey yapıp müebbet cezası alsa,
“Cezasını çeksin eşşek herif” mi dersiniz?
Yoksa avukatlar tutup oğlunuza en az cezanın verilmesi için gece gündüz çalışır mısınız?
Velhasıl Fenerbahçe eğer bu konudan yarasız çıkarsa ilk ve en önemli başarı taraftarının olacaktır. Yönetim de şu ana kadar süreci çok iyi idare ettiler. Fakat her şey daha yeni başlıyor. Şimdi sıra geldi
Fenerbahçe’nin istediği kişiyi TFF nin başına getirmekte. Beşiktaş’ın da Fenerbahçe’ye desteği tam… Aksi halde Beşiktaş da Fenerbahçe ile birlikte düşecek…
Siz bu yazıyı okurken bile TFF Başkanlığı için inanılmaz pazarlıklar yapılıyor…
Fenerbahçe istediği kişiyi başkanlığa seçtirecektir…
İşte Operasyon ancak o zaman “tamam” olur.
O zaman ben de Aziz Yıldırım’ı alkışlarım…
Taraftar mı?
Onlar benden alkışı çoktan aldılar.
Galatasaray mı?
Galatasaray’ın tek derdi var. O da Avrupa kupalarına gitmek.
Galatasaray yöneticileri taraftarları gibi düşünmüyorlar.
Yeter ki Avrupa kapısı kapanmasın, onlar her şeye “okey” demeye hazırlar.
Aslında her şey Galatasaray ve dolayısıyla Milli takımları Avrupa’ya yollamaktan geçiyor.
Yoksa Fenerbahçe’yi cezalandırmak isteyen kalmadı…
Eh koskoca minareyi çalanlar için Galatasaray’ın istediği kılıfı bulmak da zor olmasa gerek…
“Platini Galatasaray’a torpil yapar” demiyorum ama tüm dünya gençlerinin İngilizleştirildiği bugünkü ortamda, Galatasaray isminin Fransa da ve Platini’de çok farklı yeri var.